Kentsel Dönüşümde azınlık, çoğunluğun aldığı karara karşı dava açabilir mi?
- Av. Levent Okuyucu 0 533 381 84 72

- 9 Oca
- 2 dakikada okunur

Kentsel Dönüşüm sürecinde hızlı ilerleyebilmek için kamu menfaati bulunduğundan hareketle, azınlığın mülkiyet hakkının bir yere kadar feda edilebileceği düşünülse de bunun dahi bir sınırının olması gereği açıktır. Çoğunluğa katılmayan azınlığın hisselerinin (arsa değeri esas alınarak) satılarak bedellerinin ödenmesinin yeterli bir tatmin olmadığı da ortadadır. Bu itibarla uygulamada azınlıkta kalanlar, uğradıkları zararları tazmin yolunda bir takım davalar yoluna gitmektedirler. Ne var ki sürecin yeni olması , mevzuatın sık değişmesi gibi nedenlerle henüz yerleşmiş bir içtihadın oluşmadığını hatırlatmak gerekir. Azınlığın , çoğunluğun aldığı karara göre akdedilen inşaat sözlemesinin iptali için davalar açılmaktadır. Anayasa Mahkemesi 2022 yılında verdiği bir kararında malikler kurulu kararının içerik (hak-hakkaniyet) yönünden yargısal denetimden geçmemiş oluşunu hak ihlali olarak nitelemiştir. Ancak denetimin nasıl yapılması gerektiği konusunda yerleşmiş bir içtihat birliği bulunmamaktadır. Diğer taraftan hukukun genel prensipleri, kişinin taraf olmadığı bir inşaat sözleşmesinin iptaline yönelik dava açmasının mümkün olmadığını işaret etmektedir. Ayrıca Anayasa Mahkemesinin çoğunluk kararının sadece şekline değil, içeriğinin de yargısal denetime tabi olması gerektiğine ilişkin tespite rağmen, mahkemelerce yapılacak denetimin sadece salt çoğunluk iradesi /oluşup oluşmadığı, yeter sayı gibi şekli durumlar ile sınırlı olduğu, esasa ve paylaşımdaki haksızlığa ilişkin bir nedenle iptal kararı verilemeyeceği, kişilerin süreci ve inşaatı engellemeyecek şekilde sadece parasal tazminat isteyebileceği yönünde düşünceler bulunmaktadır. Azınlığın dava konusu yapabileceği başka bir husus da idarece yapılan pay satışının usulüne ve gerçek değere aykırı şekilde gerçekleştirildiği iddiasıdır. Bu şekilde gerek ihalenin usulsüz yapılması, gerekse ihaleye esas hisse değerinin haksız belirlenmesi yargının denetimine sokulabilecektir. Yasada yapılan son değişikliklerle azınlığın zararlarını mevcut sözleşmenin esasına itirazdan ziyade ihaledeki usule ve bedele ilişkin olarak giderilmesinin yolu açılmıştır. İhaleye itiraz edilmesi ve ihaleye esas alınan değerin eksik belirlenmesi halinde ihalede taşınmaz payını edinen tarafından karara katılmayan malikin uğradığı zararın tazmini şeklinde bir çözüm üretilmiş görünmektedir. Ocak 2026



Yorumlar